GÜNCEL YAZI
recent

İRAN GEZİ NOTLARI GEZİ REHBERİ

Başka hangi dizileri seyrediyorsunuz diye soruyorum “Kurtlar  Vadisi, Fatmagülün Suçu Ne, Hanımın Çiftliği” diye başlıyor ve bütün dizilerimizi saymaya başlıyor.
maku,iran
Maku'da çayhane, İran
Şoförümüz aracın teybinin düğmesine basıyor, İbrahim Tatlıses’i dinliyoruz.

Türk sanatçılardan kimleri biliyorsunuz diye soruyoruz “Mahsun Kırmızıgül, İbrahim Tatlıses, Tarkan, Ahmet Kaya…” bütün sanatçılarımızı sırasıyla sayıyor, şaşırıyoruz.

Benzinimizin azaldığını fark ediyoruz. Bir benzin istasyonuna yaklaşıyoruz. İçecek bir şeyler alabilmek için istasyonun küçük marketine doğru giriyoruz. Marketçi adam bizi ayakta karşılıyor. Bize hemen taze çay demliyor, fuel oil ile yanan sobanın başına geçip istasyonda mola veren birkaç şoför ve marketçiyle sohbete dalıyoruz. Şoförlerden birisinin ismi İsmail, arkadaşları ona uzun boyu ve iri yapısaında olsa gerek, At İsmail diyormuş.

At İsmail’e Türkiye televizyonlarını izliyor musunuz diye soruyorum,Hafif gülümsüyor “Tabi ki izliyoruz, İran’da çanak anten yasak; ama her evde çanak anten var ve herkes Türkiye kanallarını izler” diye cevaplıyor.

Hangi dizileri izlediğini sorduğumda “Biz evde en çok Tek Türkiye dizisini seyrediyoruz. Benim ufak çocuk Şivan’ı çok seviyor. Bazen evde “Ulaaa” diyerek Şivan’ın taklidini yapar.” Diyor.  Başka hangi dizileri seyrediyorsunuz diye soruyorum “Kurtlar  Vadisi, Fatmagülün Suçu Ne, Hanımın Çiftliği” diye başlıyor ve bütün dizilerimizi saymaya başlıyor. İran'da Türkiye televizyonları yakından takip ediliyor. Fazla vaktimiz olmadığı için bu tatlı sohbeti kısa kesmek zorunda kalıyoruz. Marketten ayrılıp yolumuza devam ediyoruz. Aracımızda bu kez Ceylan’ın bilmem kaç yıl önceki kasetinde Seni Sevmeyen Ölsün Parçası çalıyor. Kendimizi hala Türkiye’deymişiz gibi hissediyoruz. Dinlediğimiz şarkılar Türkçe, şoförümüz Türkçe konuşuyor, yolda bazı dükkan isimleri Türkçe.

Teypte Farsça şarkının çalmasıyla birlikte İran’da olduğumuzun farkında olmaya başlıyoruz.
Şoförümüz bir polis kontrol noktasında duruyor, elindeki evrağa damga vurdurup geliyor. Neden durduğunu sorduğumuzda “Devletin taksisi olduğu için polis kontrol noktalarına nereden gelip nereye gittiğimizi bildirmek durumundayız” diyor.

Yaklaşık üç buçuk saatin ardından Tebriz’e varıyoruz. Taksicimiz hiçbir mecburiyeti olmamasına rağmen bavullarımızı odalarımıza kadar taşıyor, son dakikaya kadar hürmeti nezaketi elinden bırakmıyor. Odaya girer girmez otel odasındaki kıbleyi gösteren levha dikkatimi çekiyor. Meğer İran’da bütün otel odalarında kıbleyi gösteren simgeler varmış, bunu öğreniyoruz. Ertesi gün Tebriz’de neler yaşayacağımızın merakıyla derin bir uykuya dalıyoruz...

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Merhaba!

Gezidokya Gezi Rehberimizde Yazar Olmak İster misin ?

Gezi yazılarını, görsellerini info@gezidokya.com mail adresine gönder, Misafir Gezgin Ol !

×