GÜNCEL YAZI
recent

MARDİN MİDYAT GEZİ REHBERİ NOTLAR

Tarihi Mezopotamya topraklarını, Fırat ve Dicle arasında kalan şehirleri gezmeye devam ediyoruz.
Aracımızla Diyarbakır'ın ardından yönümüzü Mardin'e çeviriyoruz. Yaklaşık 90 km mesafeyi etrafı seyrederek bir buçuk saatte katediyoruz. Mardin'de bizleri Hasan ve Cengi karşılıyor. Gezimizde bize ev sahipliği ve rehberlik yapacaklar.
Mardin Gün Batımı
Mardin Gün Batımı
Kendine özgü çatısız, damlı evleriyle, dar sokakları, sıcak havası ve kültürüyle güneydoğuda farklı bir şehir Mardin. Şehrin çöpleri sokaklar dar olduğu için belediyenin kadrolu eşşekleriyle toplanıyormuş. 

Mardin Kalesi eteğine kurulmuş şehrin herbir evinden ayrı bir tarih fışkırıyor. Mardin tarihi evlerine sahip çıkmış. Mardin kalesini görür görmez Nevşehir aklıma geliyor. Mardin kalesi eteğine kurulmuş bir şehir. Bu yapısıyla Nevşehir'e birebir benziyor. Fakat Nevşehir malesef bu tarihi yapıyı koruyabilmiş değil.
Güvenlik tedbirleri nedeniyle Mardin Kalesi'ni ziyaret edemiyoruz.

Mardin Kalesi
Mardin Kalesi
Mardin Kalesi Tarihçesi : Mardin Kalesinin diğer bir ismi "Kartal Yuvası"ymış. Şehrin büyük alanının dayanmış olduğu zinin üst tarafına kurulmuş müstahkem bir yer. Subari, Sümer, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Hamdaniler, Selçuklular, Artuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safaviler, Osmanlılar dönemlerini yaşamış çok önemli bir kale.  MS 330 yılında ateşe ibadet eden ve güneşe tapan Şad Buhari isminde bir kral gelip Mardin kalesinde kalır. Hastalanmış olan kral, kalede yaşadığında iyileşince, kendisine bir kasır yaptırıp, 12 yıl burada hayatını devam ettirir. Sonra kendi memleketi Pers ve Babil'den birçok asker ve sivil getirip, onlar için Mardin'e yerleşim yeri yaptırır. Halkın etkisi sayesinde MS.442 yılına kadar ilerlemeler görülür. MS 442'de veba hastalığının yaygın hale gelmesi kaledekilerin hayatını kaybetmelerine neden olmuştur. MS 542'e kadar Mardin Kalesi kullanılmamış"

Çarşı merkezinde tarihi birkaç konağı ziyaret ediyoruz. Bölgede süryani şarapları oldukça meşhur olduğunu hatırlatmak isterim. Konakların olduğu ara sokaklardan Kırklar Kilisesi'ne doğru yürüyoruz. Kırklar Kilisesi ziyaretimiz sırasında rahip ve süryani bir grup tarafından ayin yapıldığını görüyoruz. Sessizce ayini seyrediyoruz. Kırklar Kilisesi'nde on emirin Türkçe yazılı metninde Tarnrı yerine Allah yazılı olduğu dikkatimi çekiyor...

Kırklar Kilisesi Mor Behnam
Kırklar Kilisesi (Mor Behnam)
Kırklar Kilisesi (Mor Behnam) 569 yılında Süryaniler tarafından Mor Behnam ve kızkardeşi Saro adına inşa edilmiştir. 12.yy'da Mardin'deki asıl Kırklar Kilisesi Cami'ye(Şehidiye Camii) dönüştürülünce Mor Behnam Kilisesi Kırklar Kilisesi olarak isim değişikliğine uğramış ve halen bu isimle anılmaktadır. Kilise’de üç giriş kapılı ince taş işçiliği ile işlenmiş mihrapları, dörtyüz yıllık ahşap mihrap kapıları, 1500 yıllık kök boya ile baskı perdeleri, geniş avlusu içinde çan kulesi evi ve adeta dantel gibi işlenmiş taş oymacılığı örneklerinin yer aldığı divan mevcuttur. 1170 yılında kırk şehitlere ait kemikler bu kiliseye getirilmiş. 

Kırklar Kilisesi (Mor Behnam)
 Kırklar Kilisesi (Mor Behnam)
Kapadokya'dan Sürgün Edilen 40 Askerin Öyküsü; 3.yüzyılda Roma İmparatoru Dokios tarafından Hıristiyanlar üzerine büyük baskı uygulanıyordu. Kapadokya'da Hıristiyanlığı benimsemiş Yunan kökenli kırk asker İmparatora baskılar yüzünden isyan edince tutuklanırlar ve Sivas'a sürgün edilirler. Sivas'ın soğuğunda bir buz göletinin içine atılırlar. Gece yarısında gölün üzerinde parlak bir ışık belirir ve kırk asker birer taçla ödüllendirilirler. Sabaha karşı donarak yaşamlarını yitiren bu askerler Hıristiyanlık dünyasında evrensel olarak şehit kabul ediliyor. Kırk asker adına değişik yerlerde kiliseler ve manastırlar inşa edilmeye başlanır. Mardin'de ki kırklar Kilisesi'de bunlardan birisi. Kırklar Kilisesi aynı zamanda Mardin'de hem ziyarete hem ibadete açık olan birkaç kiliseden birisi.
Mardin Müzesi gezimizin ardından Mardin manzarasına hakim bir restorana oturup yemek yiyoruz. 
Mardin Kırklar Kilisesi (Mor Behnam)
MARDİN'DE MIRRA(KAHVE) KÜLTÜRÜ

Yemekten sonra buraya özgü Mırra(kahve) içiyoruz. Mırra, Arap coğrafyasına özgü, birkaç kez demlenerek hazırlanan acı kahve. Sanırım çok acı ve koyu olduğu için ufak bardakta ikram ediliyor. Birde mırrayla ilgili bir gelenek varmış. Kahvenizi bitirdikten sonra mutlaka servis eden kişiye geri vermeniz gerekiyor. Eğer fincanı masaya yada yere koyarsanız servis eden kişinin bazı isteklerini yerine getirmeniz gerekiyor. Rivayetlere göre bu durumda şunlardan bir veya birkaçını yerine getirmekniz gerekiyor;Fincanı altınla doldurmak,Kahveyi servis edenle evlenmek, Kahveyi servis edeni evlendirmek, Kahveyi servis edenin çeyizini düzmek. Aman siz siz olun, fincanı sakın ha masaya yada yere koymayın... Mırralarımız içtikten sonra gezimize Midyat ile devam ediyoruz. Midyat birçok dinde insanın bir arada yaşadığı bir şehir. İlçede Süryanilere ait kiliseler ve araziler mevcut. 
Midyat Mor Gabriel Manastırı
Mardin Midyat Mor Gabriel Manastırı
Süryaniler, köken olarak Hz. Nuh'un oğlu Sam'a dayanıyormuş. Semitik ırka mensup bu topluluğun yerleşim alanları genelde Mezopotamya bölgesi. Bu geniş coğrafya üzerinde Beş bin yıllık gibi uzun geçmişe sahipler. Kökleri bu kadar tarihi derinliklere inen Süryaniler, kültürlerini ve inançlarını korumuş, her şeye rağmen ayakta kalma başarısını göstermiş, varlıklarını günümüze kadar taşıyabilmişler. Süryani ataları Aramiler; Hiristiyanlığın, Antakya şehrine girdiği ve Hıristiyan dünyasının üç büyük kürsüsünden ilki olan Antakya Elçisel Kürsüsünün kurulduğu dönemde (M.S. 37-43) bölgede etkin durumdaydılar. Çeşitli putlara tapan Aramiler'in büyük çoğunluğu, İsa Mesih'in öğretisini kabul ederek Hıristiyanlığa geçiş yapmışlar. Buna paralel olarak Arami olan isimlerini terk ederek Süryani tabirini kullanmaya ve ayni zamanda konuştukları Aramice lisanına da Süryanice demeğe başlamışlar.

Midyat'ta ilk ziyaret yerimiz Mor Gabriel Manastırı. Manastirın rahibi bizleri kapıda karşılıyor. Türkçe "Hoş geldiniz" diyor. Sohbet arasında Türk vatandaşı olduğunu ve askerliğini Konya'da yaptığını söylüyor rahip. Rahibin askerlik anılarını anlatmaya başlamasından çekiniyorum. Türkiye Oldukça düzgün Türkçesiyle manastırın tarihçesini anlatıyor;
Mardin Midyat Mor Gabriel Manastırı

Mor Gabriel Manastırı - Midyat
Dünyanın ayakta duran en eski Süryani Ortodoks manastırı olan Mor Gabriel Manastırı Midyat ilçesine bağlı Güngören köyü sınırları içerisinde yer alıyor. Manastır, 397 yılında Mor Şmuel (Samuel) ve öğrencisi Mor Şemun (Simon) tarafından, bir Zerdüşt tapınağının kalıntıları üzerinde inşa edilmiş. O dönemde ünü gittikçe artmış. Roma İmparatorlarından Arcadius ve Honorius, sonra da II. Theodosius ve Bizans İmparatoru I. Anastasios mabede bağış yapmış. 14. yüzyılın sonlarında 140 keşiş, Timurlenk komutasındaki istilâcı Moğol ordusu tarafından öldürülmüş.  Manastır ismini, dönemin Turabdin Metropoliti Mor Gabriel'den almış.
Oturur Pozisyonda Gömülen Papazlar
Mor Gabriel manastırın ölen papazları, manastırın yan tarafındaki mezarlığa, oturur pozisyonda ve doğu yönüne bakacak şekilde gömülmüşler. Bunun sebebi ise Hz.isa'nın dirilmesinin doğu yönünden olacağı inancına dayanıyor. Papazlar Hz. İsa'nın karşısında yatar pozisyonda olmak istemediklari için bu şekilde bir defin gerçekleştirilmiş.
Mardin, Midyat Gezimiz burada sona eriyor. Bir sonraki rotamız Batman Hasankeyf...
Mardin Çarşı Sokakları
Mardin Çarşı Sokakları

Midyat Mor Gabriel Manastırı
Midyat Mor Gabriel Manastırı
mardin manzarası
Mardin Manzarası
Mardin Sokaklar eşşek
Mardin Sokaklarındaki eşşek
mardin foto
Mardin
Mardin Gün Batımı
Mardin'de Gün Batımı

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Merhaba!

Gezidokya Gezi Rehberimizde Yazar Olmak İster misin ?

Gezi yazılarını, görsellerini info@gezidokya.com mail adresine gönder, Misafir Gezgin Ol !

×