GÜNCEL YAZI
recent

GEÇMİŞİNİ ÖZLEYEN İLÇE SÜRMENE

Gezidokya Karadeniz Gezgini Yücel AYDIN, ilk yazısında bizleri Doğu Karadeniz Bölgesinin en cazibeli ilçesi ünvanına sahip Sürmene ilçesine götürüyor. 
çamburnu sürmene
Karadeniz sahili boyunca kıyıya paralel olarak uzanan dağlar doğuya doğru ilerledikçe sahile daha dik olarak inmekte olduğundan, sahil kesiminde yerleşimi mümkün kılabilecek düz alanlar oldukça az ve daha yoğun yağmur yağmasından dolayı dağlık bölgeler orman ve sık bitki örtüsü ile kaplı olmaktadır. Sahilden iç kesimlere ulaşım için doğal geçiş yolları ise vadilerde oluşan ırmak boylarıdır.

Zorlu arazi ve iklim koşullarına sahip Doğu Karadeniz'in doğusuna doğru uzanıp, Trabzon İlinin 36 km doğusunda yer alan Karadeniz'e sahili bulunan ve gerek konumu gerekse sosyal yapısı itibari ile bir zamanlar Doğu Karadeniz Bölgesinin en cazibeli ilçesi ünvanına sahip Sürmene ilçesine doğru yol alıyoruz. 
Karacehennem Sürmene
Karacehennem Mevkii Sürmene, Trabzon
Sürmene'nin müjdecisi Cennet manzaralı Kara Cehennemi görmeyi umut ederken, Karadeniz Sahil Yolu hattı boyunca hemen hemen tüm il ve ilçe merkezleri girişleri gibi yüksek bir viyadük karşılıyor bizi. Ardından eski coşkusunu kaybetmiş Manahos Deresi köprüsünü geçerek giriyoruz Sürmene çarşısına. Perslilerin buraya "güzel su" manasına gelen Humurgan adını verdiği çarşı merkezinde pek de bir değişiklik görmedik desek yeridir. Arnavut kaldırımlı dar caddeler, Yöresel Ürün satan esnaflar haricinde lokanta, tuhafiye gibi her ilçede rastlayacağımız sıradan dükkanlar bulunmakta. Yorgancılık, bıçakçılık ve ahşap ürün oymacılığının ilçede öne çıkan bir zanaat olduğu dükkan vitrinlerinden ve tezgahlardan kolaylıkla anlaşılmakta.
surmene,trabzon
Çay bahçeleri arasından yükselen çarpık yüksek katlı apartmanlar, Sürmene, Trabzon

Çarşı Mahallesinin yukarılarına doğru çıkıp eski evler ile çay ve fındık bahçelerinin arasında dolaşmaya karar verdiğimizde geçmişi mumla aratan görüntüler ne yazık ki bizleri ziyadesi ile üzdü. Bakımsızlıktan yıkılmış ahşap evlerin yanı sıra çay bahçelerinin ortalarından yükselen doğal görüntüye düşman çarpık şekilde inşa edilmiş yüksek katlı apartmanlar sahilden yukarılara kadar gelen martıları bile ürkütmüş olacak ki martıların ortada ne görüntüsü ne de sesi vardı. Çarşı mahallesinin tek değişmeyen özelliği yeni binalar inşa edilmesine rağmen altyapısı olmayan beton yolları idi. Tepelerden akan suların eşdiği ve adeta ay yüzeyindeki kraterleri andıran yollar hala eskisi gibi doğal. Dimdik yokuşları aşmaya çalışan arabamızla çukurlar arasında slalom yapmaya çalışsak da yolların darlığı ve çukurların bereketi nedeni ile başarı sağlayabildiğimiz söylenemez. Bir süre sonra pes edip tekrar Sürmene sahiline dönerek doğuya doğru çarşı içinden devam ettik. 
Sürmene Sahili

Yaklaşık 400 metre sonra  Zarha adı verilen mahalleye geldiğimizde geçmişten farklı bir manzara ile karşılaşmadık. Çay ocakları, kahvehane, fırın, bakkal, market vs dükkanlarının yanı sıra Belediye Binası ve Çay Fabrikası karşıladı bizi. Biraz daha ileride ise bir zamanlar çevre ilçelerin gıpta ile baktığı popülaritesi yüksek Sürmene Devlet Hastanesi çıktı karşımıza. Yerel Halk ile yaptığımız sohbetlerde İlçenin Devlet  Hastanesinin bir zamanlar bölge hastanesi gibi çalıştığını fakat an itibari ile Sağlık Ocağı kapasitesine gerilediğini belirtmektedirler.

sürmene sahil
Sürmene Sahil Çay Bahçesi


KARADENİZ SAHİL YOLU
Karadeniz'in gözlerden ırak ve aşılması zor yollarını tarihe gömen büyük bir proje hiç şüphesiz. Olması gerekli ve kaçınılmaz idi. Lakin medeniyet olarak addedilen yolların genişliği ne yazık ki doğal görünümden de bir takım tavizler verilmesini gerektirmiş anlaşılan. Bu doğallık ve güzellik kaybından en çok nasibini alan yerlerin başında geliyor Sürmene. Sahilde kumsal bölgelerinin çokluğu, yürüyüş ve oturma alanları ile bütünleşmiş deniz seviyesine sıfır çarşısı ve güney istikametine kafanızı kaldırdığınızda gördüğünüz o muhteşem ormanlık alana sahip dağları artık istesenizde göremiyorsunuz. 

sürmene sahil
90'lı yıllarda Sürmene Sahili
Öyle ki bir zamanlar Sürmene'de deniz masmavi değil yemyeşil ve pırıl pırıl görünümlü bir halde idi. İlçe merkez nüfusu onbinlere yaklaştığı zamanlarda bile 2 adet sinema salonu bulunan, çevre ilçelerden gelenlerin ve gurbetçilerin yaz tatillerinde vazgeçemediği Karadeniz sahili boyunca nadir bulunan bir popülaritesi vardı. Yaz aylarında gece yarıları bile ilçe merkezinde yoğun hareketlilik görülmekteydi. Eski yoldan yaklaşık 2 metre yüksekten geçen yeni yol sahil ile çarşı merkezinin bağlantısını koparmış bir halde şimdilerde. Ayrıca son 20 yılda hız kazanan aşırı yapılaşma çarpık ve dağınık bir görüntü kirliliği oluşturmuş ilçede. Bu olumsuzlara ek olarak çevre ilçelerden özellikle Araklı ve Of ilçesinin gelişiminin artması neticesinde Sürmene ilçesi adeta zindana mahkum edilmiş bir savaş suçlusunu andırmakta.

Denizcilik, deniz ticareti, tersanecilik ve kesercilikten kaynaklı zengin bir altyapısı olan Sürmene İlçesinde 1903 yılında Anadolu'nun ilk ticaret odası kurulmuş olup, halen Çamburnu mevkiinde tersanecilik devam etmekte bunun yanında balıkçılık, kesercilik, bıçakçılık ve ahşap oymacılığı da ön planda yapılmaya devam etmektedir. Yazımızın başında da belirttiğimiz üzere el işi yorgancılık da ilçede halen yok olmamış bir zanaat olarak sürdürülmektedir.
Sürmene Sahili

Aslında Sürmene gibi geçmişi zengin ve sosyal olarak gelişmişliğin üst seviyesinde olan bir memleketin talihsizliği 50'li yıllarda başlayan araba yollarının yapımı sürecinde bir ticaret merkezi olmasına rağmen iç bölgelere ulaşım için yeterli yatırım alamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum uzun vadede ilçedeki ticaretin gerilemesine neden olmuştur. Buna rağmen yoğun göç veren ilçenin sosyal yapısı ekonomik sorunlara uzun yıllar direnerek bir turizm ilçesi ünvanını elinde tutmuştur. Biraz öncede belirttiğimiz gibi son 20 yıllık süreçte ise artık bu ünvan da elinden alınarak ilçe yalnızlığa terk edilmiştir. Bir çok resmi kurum, hatta Askerlik Şubesi bile Araklı ilçesine taşınarak ilçe Araklı'nın bir mahallesi konumuna getirilmiş desek yanılmış olmayız.

Peki hiç mi görmeyi ve sevmeyi gerektirecek birşeyi kalmadı bu şirin memleketin?  Biz de merakla gezmeye devam ettik.

Devlet Hastanesinin az ilerisinde pide salonu var ki gerçekten Sürmene Pidesini tatmanızı öneririz. İlla bizim yediğimiz mekanda yemeniz gerekmez. Sürmenede herhangi bir pideciye gitseniz de aynı lezzeti alırsınız diye düşünüyoruz. Pide salonunun yan tarafında bulunan ve vitrininde kemençeden bala, çaydan bıçağın her türlüsüne varan ürünler bulunan küçük dükkanı ziyaret ettik. Acı bal sevenlere tavsiyemizdir ki tamamen doğal olduğu (şeker oranı %0.35) laboratuvar analizleri ile test edilip belgelenmiş çok özel bir kestane balı tattık. Birazcık pahalı gibi görünse de şifa niyetine evde bulundurmanızda fayda var. Ayrıca Gölonsa denilen bıçakçıların mahallesinin genç üyesi satıcı arkadaşımız dünyaya ün salmış birbirinden özel el yapımı Sürmene bıçak, kama ve keserlerini tanıttı bizlere. Çinlilerin sahtesini yapacağı kadar değerli olan bu nadide bıçakların orjinallerinden almadan çıkmadık dükkandan.
çanburnu beldesi
Kuşluca Mahallesi Yeniay Beldesi
Balıklı, Yeniay derken Çamburnu'na kadar geldik. Sürmene merkeze nazaran bu beldeler doğallıklarından henüz çok bir fire vermemişler. Yapılaşma seyrek olduğundan sakin ve göze hoş gelen insanın içini ferahlatan manzaralara sahip bu yerler. Bu arada Çamburnu'na gelmeden Yeniay'da bir süre soluklandık ve yukarılara doğru gezintiye çıktık.

Denizden yukarıya doğru yükselen çay ve fındık bahçelerinin arasında kaybolmuş seyrek yapıda evler ve yüksek yamaçlardaki çam ormanlarının muhteşem görüntüsünü görünce doğa ile dostluğumuz birkez daha pekişti.
Kuşluca Mahallesi Camii
Yamaçtan çıkarken ilk durağımız Kuşluca Mahallesi Camii oldu. Camii avlusundan baktığımızda nefis bir yeşil manzaranın denizle birleştiği anı yakalıyorsunuz. Daha yukarılara çıktıkça her ne kadar denizden uzaklaşıyor olsanız da yeşil bitki örtüsü içerisinde kendinizi kaybediyorsunuz. Bir sürelik gezintiden sonra yeniden sahile inerek Çamburnu istikametine doğru devam ettik. Bu arada tersanedeki devasa gemilerin görüntüsü de gözlerimizden kaçmadı.
Of ilçesine girmeden "U" dönüşü yaparak geriye doğru yol aldık. Doğuya gidişte K.T.Ü. Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesinden geçtikten hemen sonra kısa bir tünelden geçmiştik. Dönüşte ise yolu eski güzergahtan vermişler ve Çamburnu'nun görülmesi gereken burnunda arabamızı park ettik. Bir aralar bu güzelim yeri çöp toplama merkezi yapmayı düşünen büyüklerimiz aklımıza geldi ne hikmetse. Hala aynı düşüncedeler mi bilemiyoruz ama fotoğrafları gördükten sonra böyle bir düşüncenin katliam demek olduğunu daha iyi anlamışsınızdır. Tam burun kısmına AB destekli güzel bir lokanta yapılmış. Belki daha önce de vardı ama sanıyoruz ki daha tepede idi. Bu kısmını sormak aklımıza gelmediğinden pek de üzerinde durmaya gerek yok evveliyatının. Lakin mevcut konumu itibari ile nefis bir manzarada yemek yiyebileceğiniz bir mekan. Üstelik birçok yerde iki porsiyon sayılabilecek bollukta ve şaşırılacak derecece ucuz, harika lezzette yemekleri var. Köfte, balık ve ya diğer ızgara çeşitlerini bulabiliyorsunuz.

Sahil boyu ve biraz iç kesimlerdeki gezintimizden şimdilik aklımıza gelen notlarımız bunlar. Unutmadan belirtmekte fayda var ki Sürmene'nin yayları en az sahili kadar kıymetli ve meşhurdur. Günümüzde sahili kıymetinden kayıp verse de yayla turizmi popülaritesini muhafaza etmektedir. Türkiye'nin en büyük yaylası olan Sürmene Ağaçbaşı Yaylası Turbalığı, Ülke çapında nadir bulunan turbalık bitki türleri bakımından zengindir. Ayrıca en çok tercih edilen yaylalardan biri olan Çaykara'ya 25 km uzaklıktaki Sultan Murat Yaylasına da Sürmene içinden alternatif yollar ile gidilebilmekte olup ortalama mesafe 60 km dir.

Özetle deniz turizmi açısından ilçe merkezi birinci tercih olma iddiasını kaybetmiş olsa da çevre beldeler ve yüksek yerlerdeki güzellikler ilçeyi ziyaret açısından kayda değerdir. Hemen hemen Trabzon ile Rize şehirlerinin ortasında bulunması ve yayla turizmine elverişli olması nedeni ile görülmesi gereken yerlerden birisi konumundadır. Hatta iki şehrin ortasında olması nedeni ile hem Trabzon hem de Rize illerinin doğal güzelliklerini gezmek isteyenler için iyi bir konaklama yeridir. Şimdilik kalın sağlıcakla...

Yücel AYDIN / KARADENİZ GEZGİNİ

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Merhaba!

Gezidokya Gezi Rehberimizde Yazar Olmak İster misin ?

Gezi yazılarını, görsellerini info@gezidokya.com mail adresine gönder, Misafir Gezgin Ol !

×